Binlerce İnsanın Arasında Issız Bir Yürek ...

23/4/2009 - Umutlar Aşkın Teknesidir ...

Kocaman okyanusun ortasındayım şimdi
Teknem de alabora oldu
Kurtaracak bir el arıyorum kendime
Sahil güvenlik kaybolmuş sanki
Bir tek köpekbalıkları kalmış ortada
Çırpınıyorum, çırpınıyorum nafile
Gökyüzünün parlaklığına aldanmış kuşlar var tepemde
Dönüp dönüp bakıyorlar bana
Sanki dursam alıp götüreceklermiş gibi
 
Teknem yok şimdi can simidim de
Ortasındayım ıssızlığın, sessizliğin yalnızlığın
"Tut beni" diyemiyorum kimseye
Kuşlar mı, onları boşverin
Onlar kendi hayallerinde ...


Kemal ERGEÇ
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/1/2009 - Mutluluk

Kategori: Renkler

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/1/2009 - Evlilikten Ne Bekliyorsunuz ?

Kategori: Alintilar
Beklentiler, evliliklerin en büyük handikaplarıdır. Bir de evlilikten ne beklediğini bilmeden evlenenlerin yaşadıkları vardır ki; bu birliktelikler çabuk bitmeye adaydırlar.
<_script /><_script />

"Keşke evlenmeseydim" diye sızlandı genç hanım. Arkadaşı hayretle:

"Neden?" diye sordu.

"Evlilikte aradığımı bulamadım." "Peki ne arıyordun?" "Ne bileyim farklı şeyler." "Meselâ?" "Ben de bilmiyorum aradığım şeyin ne olduğunu."

Evet kimi gençler işte böyle! Evlilikte ne aradıklarını bilmeden evleniyorlar. Evliliği başka bir dünyaya veya başka bir boyuta geçiş gibi görüyorlar. Zihinlerinde hayali bir evlilik tasavvur ediyorlar. Yaşadıkları evlilik o evlilikle örtüşmediğinde mutsuz oluyorlar.

"Evlilik nedir? İnsan niçin evlenir? Evlilikten ne beklemelidir?" sorularını kendilerine sorup, cevaplarını veremeyen bu gençlerin evlilikleri uzun süreli olmuyor.

Boşanmaların yüzde 90'ının "şiddetli geçimsizlik"ten kaynaklandığı göz önünde tutulursa bu soruların cevaplarının önemi daha iyi anlaşılır. Halbuki cevap çok basit: Hayatı bir ve beraber yaşayacak bir hayat arkadaşına sahip olmak!

"İnsanın ihtiyacını en fazla tatmin eden, kalbine karşı bir kalbin bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini karşılıklı değiştirsinler. Lezzetlerde ortak, kederli şeylerde birbirine yardımcı olsunlar. Evet bir işte hayrette kalan bir adam, birinin gelip kendisiyle o hayreti paylaşmasını ister."

Evliliği hayat arkadaşlığı ve paylaşım olarak görmeyip, arkadaşlıktan öte şeyler bekleyenlerin bedbin olması doğaldır. Böyle kişilerin eşleri onları mutluluk sağanağına boğsa da mutlu olamazlar. Çünkü bedbin ruhları daima karamsar olduğundan bütün güzellikleri kara görür, hep haksızlığa uğradıklarını düşünürler.

Kimileri de kendilerinin özel olduklarına inanırlar. Hayatta hep mutlu olmayı hak ettiklerini düşünürler. Tıpkı peri masallarındaki gibi bir hayat isterler. Onlar beyaz bulutlar üzerinde uçmalı, bir dedikleri iki olmamalı, hayat onlara cennetten bir vadi sunmalıdır.

Küçük bir aksilik karşısında "ben bunu hak etmiyorum" diye vaveyla ederek yanlarında hazır bulunan isyan bayrağını göndere çekerler.

Kimileri de çözülmeyi bekleyen bulmaca gibidirler. Meselâ kadın, eşinin acıktığını gözlerinden anlayıp yemeğini hazırlamalıdır. Erkek, eşinin bir yere gitmek isteğini fark edip, "hayatım filan yere" gidelim demelidir. Eşleri "ben kâhin miyim ki, senin kalbinden geçenleri okuyayım, neden söylemedin?" dediğinde: "Tabii anlamazsın, çünkü anlamak istemiyorsun" gibi sözlerle serzenişte bulunur, işi kavgaya kadar götürürler.

Mütefekkir Alain'in bu konuda çok güzel bir tespiti var: "Saadeti kendilerine bir borç bilenlerin aile hayatları daima kasavetli olur. Herkes evinde bir müstebit görmüş ve tanımıştır. Bencil bir insan kendi saadetini etrafına kanun yapar. O kederlidir. Çünkü hep saadeti başkalarından bekler." Aşırı beklentide olmak, kendisinin özel olduğuna inanmak ve bulmaca gibi çözülmeyi beklemek aile fabrikasının çarklarını ters çevirmektir.

Çarkları tersine çevrilen fabrikada ise mutluluk ve huzur üretimi kendiliğinden durur. Öyleyse aile fabrikası kuranlar, "ya çalıştıracaklar ya çalıştıracaklar" başka çare yok. Ya da hemen pes etmeyecekler!


Gülay Atasoy (ZAMAN)


Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/1/2009 - Şeker Yemeliler Kurşun Değil

Kategori: Alintilar

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kağıt gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.


Nazım Hikmet RAN



Hangi amaçla olursa olsun masum insanların hele çocukların katledilmesi kabul edilemez. Günlerdir süren vahşeti sadece dizi film izler gibi izliyor tüm dünya. Ve oyuncular rollerini hiç bozmadan devam ettiriyorlar. Filistinli insanlar senaryo gereği üçer beşer öldürülüyor vahşice. Bu filmde bir haksızlık yokmu sizce, yönetmen İsrail, yazan İsrail, elinde silah olan İsrail, katleden İsrail ve nihayetinde mazlum rolünü oynayan yine İsrail.
Haberlerde izliyoruz gösteriler yapılıyor israil bayrakları yakılıyor. Bayrak yakmak ne oluyor ki, onlar için bir insanın değeri yok bez parçasına mı değer verecekler. Bu gidişe birilerinin çözüm bulması, hakemlik yapması lazım fakat ne yazık ki hakem de İSRAİL.
Artık şunu düşünmeye başladım. İsrail bütün Filistini bombalasın taş üstünde taş insan altında insan bırakmasın ve onlara vadedildiğini düşündükleri topraklara iyice yerleşsin. Çünkü bu oluncaya kadar durmayacaklar. Çoluk çocuk demeden katledecekler. Ne olur iki gün ağlar sonra yine eskiye döneriz.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/1/2009 - AŞK'ın Doğal Hali

Kategori: Renkler


(Meteroloji İşleri Genel Müdürlüğü Web Sitesinden Alınmıştır. Yalova Yolu / BURSA)

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/1/2009 - AŞK

Kategori: Yazilarim
AŞK;
Pembedir Çoğu Zaman Yada Koyu Gri.
Ne Renk Olduğu Önemli mi,
Aşk Görmek İstediğin Gibi. 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/12/2008 - 2009 çiçekleri

Kategori: Renkler

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/12/2008 - 2009

Kategori: Yazilarim

Yeni bir yıl daha geldi dayandı kapımıza. Eskisini yolcu etmek üzereyiz ve bir kova su elimizde gitmesini bekliyoruz. Acaba suyu çok dökersek bir daha geri gelirmi geçen yıllarımız. Keşke'ler ve iyiki'ler arasında akıp giden, büyük koşuşturmanın arasında farkına varamadan "vay be bu yıl da bitti" diyerek geçirdiğimiz yıllarımız geri gelir mi?

Umutla başlanır her yeni yıla, eskisinden kalan hüzünlerin bitmesi, sevinçlerin devam etmesi dilenir hep bir ağızdan. Umutlar, sıcacık bir çorba gibi ısıstır içimizi kışın en sert ayında; baharı müjdeler donmuş bedenlerimize.

İşte bu umutlarla merhaba diyorum 2008'e. Hayallerimi, planlarımı gerçekleştiremediğim bir yılın sonunda yenisine daha çok hayal ve umut ekiyorum, sonunda mutluluk biçmek adına. Dileğim odur ki Rabbim herkese dilediği gibi bir yıl nasip etsin. Hayırlısı ile sağlıklı, mutlu, huzurlu, hastalık ve yokluktan uzak, muhabbet ve sevgi dolu bir yıl geçirmeniz dileğiyle ...


Geçen yılı yukarıdaki cümlelerle karşılamıştım. Biraz melankolik biraz hüzün barındıran bir yazıydı. 2009 yılı için yazabilecek farklı birşeylerim yok. Umarım 2008den daha güzel daha mutlu ve huzurlu geçer herkes için.

Yılı bitirirken içimde garip duygular var. Mutlumu olmalıyım yoksa yine korkmalımıyım karar veremedim. Rüya gördüğümü zannedip uyanacağımdan korkuyorum ama bazen gerçek olduğuna kanaat ediyorum bir garip haldeyim anlayacağınız. Eğer bir rüyaysa ne 2009da ne de 2109'a kadar uyanmak istemiyorum.

Değişen sadece rakamlar olmasın hayatınızdaki herşey güzelliklerle değişsin. Mutlu olun; mutlu kalın.


Kemal
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/12/2008 - Bursa'dan

Kategori: Renkler

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/12/2008 - Kitap

Kategori: Kitaplar
AŞKIN SEN HALİ (Bir Kadın Ne Kadar Sevilebilir Ki ?)

Gerçekle iç içe geçmiş hayaller, uzaktan sevmenin kederi, annesinden yaralı ruhlar devralan çocuklar, şizofreni, aldatışlar ve onlarca, ‘ aşk şudur’ benzetmesi... Daha derinlerde ise, aşkın insan kimyası üzerindeki kudretine ilişkin ürkütücü bir tez var: Her aşk zaten bir aldatılıştır, insanın kendini aldatması...Bir aşk hikâyesi... Üstelik aşkın "SEN" haliyle yazılmış bir hikâye.Yanı başımızdan her gün geçen hikâyelerden biri.

Karşı masanızda oturan kız Bahar'a ne kadar da benziyor.
Öğle yemeklerinde her gün karşılaştığınız çocuk sanki Naim.
Aşk da aşksızlık da bizi birbirimize benzetmiyor mu zaten?
Rahat okunan bir dil ve sürükleyici bir kurgu, tıpkı aşktaki gibi hazırlıksız yakalanacağınız bir son...

"Aşk yerçekimini alt ettiğin bir düştür; âlemi yukarıdan seyrederken küçük ve anlamsız görünen şeyler gözünde gittikçe büyüyorsa o artık düş değil, düşüştür!"
en tutkulu, en ele avuca sığmaz haliyle "


Cem Yılmaz Turan
Doğan Kitap
160 Sayfa

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Şafak söktü. Artık uyanma vakti. Ya yüzünü yıkayıp ayılacaksın yada mahmurluğuna yenilip yeniden rüyalara dalacaksın. Uyan ey yüreğim. Hadi Uyan. Zaten çok önce ötmemişmiydi horozlar. Önceki uykulara geri dönme vakti değil. Şafak söktü her yer aydınlık. Haydi! UYAN ...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

gozlerindesakla
Blogcu Yardım
mesale
uzakdost
metekan
delimavi32
busecegunler
feminist1725
sumisalii
amaney
hazannmevsimi34
hrweasley6